Kanal Finans

Türk Gıda Kodeksi Bal Standardı Değişti!

05.05.2020 – Tüketici artık balın ham bal ya da işlenmiş yani ısıtılmış bal olup olmadığını bilecek….

100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Sanal Para ile Deneyin!

Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği Bal Tebliği 2020/7, 31044 sayılı Resmî Gazete’de yayınlandı…

Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği, akademisyenler, sektörel dernek temsilcileri ve Tarım ve orman bakanlığı temsilcilerinden oluşan Türk Gıda Kodeksi Bal Komisyonunun 3 yıldır üzerinde çalıştığı yeni bal tebliği yayınladı…

Tebliğde önemli değişiklikler var….

Bunlardan en önemlisi balın kristalleşmesinin (halk arasında balın katılaşması, donması olarak bilinir) doğal olduğu ibaresinin tebliğe girmesidir. Konu hakkında açıklamalarda bulunan Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Ziya Şahin “Bal, elde edildiği bitki kaynağına göre zamanla kristalleşebilir. Bu konu halk arasında yanlış anlaşılıyordu. Bal katılaştığı zaman şeker ilave edilmiş tağşiş edilmiş bal olarak algılanıyordu. Bu nedenle arıcılarımız ballarını tüketiciler ile buluşturmakta zorlanıyordu. Kristalleşmiş balları şeker ilave edilmiş bal zanneden vatandaşlar bu ürünleri satın almadıkları için marketler bu ürünleri üreticilere iade ediyorlardı. Bu iadeler sebebi ile arıcılar zarar ediyorlardı ve ballarını gerçek değerinin altında bal paketleme firmalarına satmak zorunda bırakılıyorlardı.

Bal paketleme firmalarının birçoğu balları aşırı ısıtarak (70-80 °C, 15-30 dk) ve ayrıca içindeki besin değerini sağlayan polenleri filtre ederek rafa gönderiyorlar. Burada da amaç balın kristalleşmesini önlemek ve balların uzun süre raflarda sıvı, berrak kalmasını sağlamak. Ama bu işlemler balın besin değerini azaltıyor. Tüketici bunları bilmiyor rafta gördüğü bütün balları aynı işlemlerden geçmiş doğal bal zannediyor. Halbuki gerçek öyle değil. Tebliğe balın kristalleşmesinin doğal bir olay olduğu ve ayrıca ham bal tanımı girdiği için artık tüketiciler bu ayrımı yapabilecek. Ham bal ısıl işlem görmemiş ve içerisindeki polenler tutulacak şekilde filtre edilmemiş baldır. Sadece içerisindeki gözle görülebilen yabancı maddeler süzülür ve kavanozlanır. Böylece kovandan gelen besin değeri korunarak bal tüketicilere ulaştırılır. Ham bal besin değeri açısından en değerli baldır. Aslında balın doğru tüketimi bu şekilde olmalıdır. Ham bal yüksek sıcaklıkta ısıl işlem görmediği için doğal olarak kristalleşir yani donar. Ama balın bu hali ile tüketilmesinde hiçbir sakınca yoktur. Balın asıl şifasından yararlanabilmek için bal ham haliyle tüketilmelidir.” dedi.

Uluslararası Arı Ürünleri Standartları (ISO) Komisyonu Üyesi Gıda Yüksek Mühendisi Aslı Elif Tanuğur Samancı tebliğdeki revizyonlarla ilgili şunları söyledi: “Tebliğde gerek balın tanımına ve özelliklerine ilişkin gerekse bala uygulanan işlemlere ilişkin yapılan revizyonlar hem tüketiciyi hem de üreticiyi korumak adına çok önemlidir. Tebliğ yeni hali ile oldukça kapsamlı ve detaylıdır. ISO komisyonunda şu an dünya bal standardının oluşturulması çalışmaları devam ediyor.

Dünyanın 2. Arıcılık ülkesi olan ülkemiz hazırlamış olduğu bu standart ile dünyaya örnek olacaktır. Özellikle de ülkemize has son derece değerli bir bal çeşidimiz olan çam balının doğru tanımlaması yapılmıştır. Çam balı antibakteriyel, antifungal, antioksidan özellikleri ile dünyada ayrışan, üst kalite bir bal çeşididir. İhracat potansiyeli olan bu değerli bal çeşidimizi, ülkemizde ve dünyada yeteri kadar tanıtamamaktayız.

Bal Alırken “Ham Bal” İbaresini Arayınız

Tebliğin yeni halindeki doğru tanımlamalar ile çam balının dünyada tanıtımına da katkı sağlanacaktır. Ayrıca bitki ismi ile satılan ballarda zorunlu hale getirilen polen analizi ve ayrıca maltoz şekeri analizi ile de balda sahteciliğin önüne geçme noktasında önemli bir adım atılmıştır. Özellikle ham bal tanımının tebliğe girmesi tüketicinin doğru bilgilendirilmesi anlamında son derece gerekli idi. Balların aşırı ısıtılarak kristalleşmesinin engellendiğini tüketici bilmiyordu. Bu konuda tüketici yanıltılıyordu. Ama artık etiketinde “Ham bal” ifadesini gördüğü zaman, tüketici bu balların ısıtılmamış ve kovandan geldiği hali ile besin değeri korunmuş bal olduğunu bilecek. Tercihini bu doğrultuda yapabilecek” dedi.

 

Piyasadaki İki Tür Sahte Bal Hakkında Uyarı

Türk Gıda Kodeksi Bal Standardı Değişti!

22 Ekim 2017 – Giresun Arıcılar Birliği Başkanı Kubilay Elevli, insan sağlığını tehlikeye atan sahte bal konusunda daha duyarlı olunması gerektiğini söyledi.

Arının kovanından çıkan hiçbir şeyin sahte olamayacağını ancak insanların yaptığı üretimlerin sahte olabileceğini belirten Kubilay Elevli, “Sahteyi yapan insanlardır. Piyasada 2 türlü sahte bal vardır. Birincisi devlet eliyle yapılan sahteciliktir. Marketlere girdiğimizde çeşitli adlar adı altında kavanozlarda albenisi çok güzel bal gibi görülen bal aromalı şuruplar vardır. Özellikle bunlar nişasta bazlı şekerlerden elde ediliyor. Nişasta bazlı bu şuruplardan hastalara 1 kaşık verdiğinizde 1 saatliğine bütün bağışıklık sistemini felç etmesi ve bunun da ölümlere götürebildiği unutulmamalıdır” dedi.

İkinci sahte bal türünün de merdiven altlarında üretildiğine dikkat çeken Elevli, “Akaryakıt istasyonlarında, nalburda, kasapta koyu koyu görüyoruz. Sorduğunuzda kestane balı diyorlar. Sorduğunuzda kendi balım, Gürcü balı diyorlar. Bunlar kesinlikle merdiven altı üretimidir. Arı değil insan tarafından bal adı altında yapılan nişasta bazlı glikozlardır” ifadelerine yer verdi.

“DONMUŞ BAL SAHTE DEĞİLDİR”

Güvenilir bal almak isteyenlerin ya arıcıdan ya da Tarım Bakanlığının izni olan yüzde 100 çiçek ballarını satın alması gerektiği belirten Elevli, “Halk arasında bir kanı var, donan bal sahtedir. Bu gerçek değildir. Türkiye’de 2 bal donmaz. Birincisi çam balıdır. Özelliği ise salgı balı früktoz oranı çok yüksektir. Diğeri ise 100 ila 300 rakımda bulunan saf kestaneden üretilen ballar donmaz. Ama kestane balının içerisinde orman gülü, kekik, çalı çileği gibi çeşitli çiçekler arı kovanına getirilirse o bal da donar. Krema haline gelmiş donan çiçek balları güvenle yenilebilir. Çünkü çiçek oranı çok fazla olduğu sürece besleyici değeri yüksektir. Enzimler nedeniyle bu bal zamanla kristalize olur. Kristalize olmuş bal gerçek baldır. Çoğu bilinçsiz tüketici bu donan balı ya ısıtıyorlar öyle tüketiyorlar. Ya da arıcı bizi kandırdı diyerek kullanmıyorlar. Gerçek balı ısıtmayın, krema şeklinde ya plastik ya da tahta kaşık kullanarak yiyin. Eğer şüpheniz devam ediyorsa petekli bal alın. Petekli balın en azından arı tarafından yapıldığı görülmektedir” açıklamasında bulundu.

“ALINAN BALLARIN ETİKETLERİNİ İNCELEYİN”

Elevli, yaklaşan Ramazan ayını fırsat bilen bazı kişilerin son günlerde piyasaya yoğun şekilde sahte bal sürdüklerini tespit ettiklerini söyledi. İnsanların oruçlu şekilde bala hasret olduğu, iştahlarının kabardığı zamanlarda bazı satıcıların cami önlerine gelerek, çarşıda, pazarda bal satmaya kalkacaklarını kaydeden Elevli şunları söyledi:

“Piyasaya sürülen sahte ballar nedeniyle insan sağlığı tehlikeye atıldığı gibi yöre ekonomisi de önemli miktarlarda kayıplara uğramaktadır. Sahte ballar genellikle denetimlerin yetersiz olduğu halk pazarları ile kırsalda kurulan pazarlarda satılmaktadır. Sahte ballar etiketsiz kavanozlarda veya bidonlarda satılmaktadır. Alım gücü yerinde olmayan vatandaşlarımız fiyatı ucuz bulduğu için bu balları bilinçsiz bir şekilde almaktadır. Vatandaşlarımız, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan işletme ruhsatı olmayan ve ürettiği balın tahlil raporu bulunmayan satıcılardan bal almamalıdır.”

Elevli, Giresun’da yaklaşık 14 bin ailenin arıcılık yaptığını ve bundan yöre ekonomisine yaklaşık 30 milyon TL gelir sağlandığını belirterek, “Sahte bal yörede arıcılığın gelişmesini olumsuz yönde etkilemektedir. Daha sıkı kontrol ve denetimler yapılmalıdır. Bu konuda bizler yetkililere her türlü yardımı yapmaya hazırız” diye konuştu. İHA

 

Dünyada Çam Balının Yüzde 92’si Türkiye’de Üretiliyor

Bal Stratejik Ürün Oldu

09 Nisan 2015 – Ordu Üniversitesi (ODÜ) Ziraat Fakültesi, Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Recep Sıralı, dünyada en çok bal üretilen ülkelerden olmasına rağmen Türkiye’de koloni başına bal veriminin ortalama 15 kilogram kadar olduğunu, oysa ileri ülkelerde bunun 60 kilogram olduğunu belirterek, “Ülkemizde var olan ballı bitkilerin potansiyelinden yeterince yararlanamıyoruz” dedi.

Arı yetiştiriciliği ve bal üretiminde temel etken olan iklim şartları, coğrafik koşullar ve ballı bitki örtüsünün uygun olmasının Türkiye açısından büyük bir şans olduğunu, dünyada mevcut ballı bitki tür ve çeşitlerin yüzde 75’inin Türkiye’de bulunmasının büyük bir doğal zenginlik olarak ön plana çıktığını belirten Yrd. Doç. Dr. Recep sıralı, çeşitli bölgelerin kır, ova, yayla ve meralarında farklı tarihlerde ballı bitki çiçeklerinin açtığını, bol ve kaliteli nektar salgıladığını, bu bölgelerin yaz aylarında adeta bir nektar seline dönüştüğüne dikkat çekti. Günümüzde bal üretiminin yılda 80 bin ton ve bal mumu üretiminin ise 4 bin 500 tona ulaştığını, bu haliyle arıcılığın ülke ekonomisine bal ve bal mumu olarak sağladığı katkının 150 milyon liradan oldukça fazla olduğunu belirten Sıralı, “Arıcılığın bitkisel üretime olan katkıları da dikkate alındığında bu faaliyetin ekonomimize olan toplam katkısının 500 milyon lira civarında olduğu tahmin edilmektedir” diye konuştu.

Türkiye’de son 10 yılda 140 bin sabit, 40 bin gezginci olmak üzere toplam 180 bin yetiştirici bulunduğunu, gezginci arıcılık yapan 40 bin kişi arıcılığı profesyonel anlamda yaptığını ve geçimini sadece arıcılıktan sağladığına dikkat çeken Sıralı, bunun da aile fertleriyle birlikte yaklaşık 200 bin kişinin yaşamını sadece arıcılığa bağladığı anlamına geldiğini vurguladı.

“BAL STRATEJİK ÜRÜN OLDU”

Balın Türkiye için stratejik bir ürün haline geldiğine dikkat çeken Sıralı, şöyle konuştu: “Türkiye’den gerçekleştirilen bal ihracatı ile ülkemize her yıl milyonlarca dolarlık döviz girdisi sağlanmaktadır. Geçtiğimiz dönemlerde yıllık 20-25 bin ton bal, yurt dışına ihraç edilerek ülke ekonomisine yaklaşık 30 milyon dolar katkı sağlanmasına karşın ülkemizin son yıllardaki bal dışsatımının düşüklüğünün nedeni, dış pazarın istediği kalitede ürün üretilememesinden kaynaklanmaktadır. Tüm dünyada üretilen çam balının yüzde 92’sini Türkiye karşılamaktadır. Ülkemizde üretilen çam balının yüzde 95’i ihraç edilmektedir. Bu ürün Türkiye için fındıktan sonra gelen en stratejik üründür.”

Bal Stratejik Ürün Oldu

“BAL VERİMİNİ YÜKSELTMELİYİZ”

Tüm bu avantajlara, dünyada ABD, Rusya ve Çin’den sonra en çok bal üreten ülke olmasına rağmen Türkiye’de koloni başına bal veriminin oldukça düşük durumda olduğunu vurgulayan Sıralı, “Düşük sayıda koloni varlığına rağmen önemli derecede bal üreten bazı ülkelerin varlığı da arıcılıkta daha çok çalışmalar yapmamızın zorunluluğunu ortaya koymaktadır. Türkiye’de koloni başına bal veriminin ortalama 15 kilogram kadar olması, ülkemizde var olan ballı bitkilerin potansiyelinden yeterince yararlanamadığımızı ve bal arısı popülasyonlarımızın verim düzeylerinin yeterli olmadığını göstermektedir. Bu verim düşüklüğü, Türkiye arıcılığının içinde bulunduğu eğitim, arı hastalık ve zararlıları, modern donanım ve teknik yöntemlerin kullanımına ilişkin birtakım sorunlardan da kaynaklanmaktadır. Oysa kovan başına bal verimi arıcılığı ileri ülkelerde 60 kiloya kadar yükselebilmektedir. Bu durumda alınacak teknik ve kültürel önlemlerle bal verimi ortalaması yükseltildiğinde ülke üretiminin ne denli artırılabileceği kolaylıkla anlaşılabilmektedir” şeklinde konuştu.

Sıralı, kırsal kesimin refahına önemli oranda katkıda bulunabilecek, uygun ve önemli bir faaliyet kolu olabilecek arıcılığın bir toplumsal kalkınma aracı olarak devletçe her yönüyle desteklenmesi, geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve bu amaçla da yasal ve örgütsel düzenlemelerin bir an önce yapılması gerektiğini sözlerine ekledi. İHA

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir